Bir Tercih, Bir Yoldaş: Baggy Pantolon ve Ayakkabılar
Kayseri’nin o sert rüzgârının, dağlardan esip, şehrin sokaklarını kasvetle doldurduğu o sabah. 25 yaşındaydım, hani tam bir şeylere karar veremeyen yaşlarda, her şeyin ve hiçbir şeyin anlam taşıdığı bir dönemde. Gözlerim yorgun ama bir o kadar da umutlu. Çalışmak için acele etmiyor, sabahları birkaç saat fazla uyumanın verdiği o tuhaf huzurla, gündelik hayatta kaybolmamaya çalışıyordum. Ama bir şey eksikti. O eksikliği fark ettiğim an, baggy pantolonum ve doğru ayakkabıyı seçme anıydı.
O Gün Ne Giydim?
Sanki hayatımın bir dönüm noktasındaydım, bu yüzden o sabah Kayseri’nin ara sokaklarında yürürken, her adımımda ne giyeceğimi düşünüyordum. Baggy pantolonumu giydim, çünkü içimden rahat olmak istiyordum. Ama rahatlık sadece pantolonla sınırlı kalmazdı, doğru ayakkabıyı bulmak gerekiyordu. Ayakkabılar… O kadar önemli bir detay ki. Ayakkabılar, bir insanın ruh halini, kimliğini, kim olduğunu gösterirdi. Üzerinde taşıdığın her bir ayakkabı, bir karakterin yansımasıydı. Bunu hissetmek, bir giyim tercihi yapmaktan çok daha fazlasıydı.
Bir anda, Kayseri’nin eski çarşısına yöneldim. O kalabalığın içinde kaybolmak, herkesin telaşını gözlerimle takip etmek… Hızlı adımlarla yürürken baggy pantolonumun biraz fazla sarkması ve topuklarımın yere basarken gıcırdaması, her şeyin o kadar uyumsuz hissetmesine yol açıyordu. Ama bir şey vardı; o eksiklikleri kabul etmek, yolda kaybolmak, doğru yolda olduğunu hissedebilmek…
Baggy Pantolonla Hangi Ayakkabılar?
Yavaşça bir kafeye oturdum, sıcak bir kahve söyledim. Ellerim bir an terledi. Baggy pantolonla hangi ayakkabıyı giyeceğimi bulamadım. Ayakkabılar konusunda daima bir kararsızlık içindeydim. En rahat olduğum kıyafetlerin başında baggy pantolonlar gelirken, ayakkabı seçimi her zaman karmaşık bir hâl alırdı. Şu an oturduğum bu cafede belki de hayatımda aldığım en kritik kararı vermek üzereydim. Hangi ayakkabılar? Hangi ayakkabılar bu pantolonun ruhunu tamamlar?
İlk olarak aklıma spor ayakkabılar geldi. O kadar rahat, o kadar uyumlu ki… Baggy pantolonun geniş kesimiyle spor ayakkabılar, bir uyum içinde olabilirdi. Ama o an başka bir şey de vardı. Biraz daha özel, biraz daha yaratıcı bir şeyler arıyordum. Düşüncelerim arasında kaybolurken, gözlerim yanlışlıkla cafenin vitrininde bir çift botu gördü.
Çizmeler ve Hayal Kırıklığı
Botlar… Kayseri’nin kışına uygun, karın derinliğine kadar gidebilecek o botlar. Ama bu pantolonla ne kadar uyumlu olurdu? Çizmelerden çok, bir hikâye gibi geliyordu. Şehri gezip, o dar sokaklarda adım atarken biraz karamsar bir görünüm oluşturur muydu? Biraz fazla, biraz fazla karışık… Pantolonun rahatlığını hapseder miydi bu botlar? Belki de fazla ağır olurdu. İçim sıkıldı. Belki de baggy pantolonlarımı başka bir gün, başka bir yer için saklamak gerekirdi. Ama o an, o sabah, bir tercih yapmalıydım.
Belki de doğru ayakkabı, sadece ruh hâlini yansıtan bir şeydi. Çizmeler çok fazla karamsar olabilirdi, belki de bir çift babet… Kayseri’nin soğuk sabahlarında bile her zaman sıcak bir izlenim bırakacak bir şey. Ama o da eksikti. O kadar sıradandı ki. Sonra… aklıma geldi. Ayakkabılar, sadece bir yolculuk değil, aynı zamanda bir yol arkadaşıydı.
Sürükleyici Bir Sonuç
Dışarıda bir yağmur başladı. Kayseri’nin o tanıdık yağmuru, sert ama sakin bir şekilde yere düşüyordu. Ben de baggy pantolonumla, o kadar rahat ve huzurlu hissediyordum ki. İçimde bir şeyler çığlık atıyordu: “Senin ayakkabın, seni tamamlayacak!” O an, en doğru kararımı verdiğimi hissettim. Yolda yürürken, bana eşlik eden o adımlar, her birini hem fiziksel hem de duygusal olarak hissettiğim bir ayakkabıyı bulmak için attığım adımlardı. Ayakkabılarımı seçtim. Her şeyin bir anlamı vardı.
İşte o an, doğru ayakkabıyı bulmuş oldum: Siyah spor ayakkabılar, rahat, zarif, her adımda özgürlüğü hissettiren… O gün, baggy pantolonumla, ayağımda doğru ayakkabılarla her şey yolundaydı. O günden sonra, bu rahat pantolonla ne giyeceğimi, daha fazla düşünmedim. İçimde hissettiğim ne varsa, dışarıya yansıyan o özgür ruhla, bu ayakkabılar bana yeterdi.